Tarihin şaşmaz kuralıdır. Başarılı olan oluşumların (devlet, şahıs, kurum, kulüp, vesaire) kökenine ilişkin mitolojiler yaratılmıştır hep sonradan. Mesela Roma’nın kuruluşuna ilişkin Romus-Romulus efsanesi bunlardan biridir. Keza, Osmanlı Devleti’ne ilişkin Osman Gazi’nin gördüğü ileri sürülen rüya da bir post prodüksiyondur. Sonradan uydurulmuştur yani.
Spor tarihimizde, özellikle de kulüplerimizin tarihlerinde de bu efsaneler çok yaygın. Spor kulüplerimiz, başarısız bir başlangıç üzerine bir başarı inşa edilemeyeceği düşünüldüğü için, hangi tarihte nerede oynadıkları meçhul olan ilk maçlarında genellikle 2-0 galip getirilmişlerdir nedense. (Burada, zaman ve fırsat bulunca kulüp tarihlerimizin “gizli” tarihi konusunda ezber bozucu yazılar yayınlanacağını söyleyerek bu bahsi kapatalım.)
Bilindiği gibi sarı-kırmızı, Galatasaray’ın üçüncü ve sonuncu renkleridir. Başlarda giyilen kırmızı-beyaz forma, Yıldız’da oturan Padişah’ın, özellikle de ondan daha vesveli olan hafiyelerinin gazabına uğramamak için terkedilmiştir hemen.
Galatasaray’ın ilk kırmızı-beyaz forması biraz ilginç bir tasarıma sahiptir. Arsenal’in klasik formasını andırır kısmen. Bugünkü anlamda düğmeli bir gömlek olan bu formanın sadece yakası kırmızı, gövdesi ve kolları beyazdı. Mekteb-i Sultani’de okuyup futbolculuk yapanlar bu forma-gömlekleri günlük olarak siyah çuhadan yapılma ceketlerinin içlerine giyerdi çoğunlukla. Kırmızı-beyaz ilk formaları Galatasaray’ın bir ve iki numaralı kurucuları Ali Sami Yen’in kızkardeşiyle Asım Tevfik Sonumut’un annesi dikmişti.
Galatasaray’ın, üstü sonraları biraz örtülmeşe çalışılsa da, ikinci rengi sarı-lacivertti. Bu renk Konstantinopolis Futbol Ligi’ne katılırken saptanmıştı 1906’da. Formalar için İngilizler’in işlettiği Economic Kooperatifi’nde çalışan ve kendisi de bir futbolcu olan Yanni Vassilidis’ten yardım istemişti Galatasaray kurucuları.
Vassilidis ise onlara Birmingham’da faaliyette bulunan William Schillcock mağazasının katoloğunu göstermiş ve beğendikleri forma ve ayakkabıları seçmelerini istemişti. Parçalı bir sarı-lacivert formada karar kıldı Galatasaray kurucuları. Böylece sipariş verildi ve formalara kavuşuldu.
Mesela Galatasaray 25 Kasım 1906 tarihinde İmojen’le oynadığı ligdeki ilk karşılaşmasına bu formayla çıkmıştı. Galatasaray’ın bilinen en eski fotoğrafındaki (yukarıdaki fotoğraf) formalar da bu renktir.
Ne zamana kadar kullandı Galatasaray bu formayı? Tam iki sezon. Yani 1906-1907 ila 1907-1908 sezonları boyunca.
Yeni sezon, yeni renkler, yeni forma
1908-1909 sezonu için yeniden yeni bir renk arayışına çıktı Galatasaray kurucuları. Sezon başlayacaktı, bu yüzden de İngiltere’ye forma siparişi verecek zaman yoktu. Bahçekapı’daki Şişman Yanko Ananiyadi’nin dükkânına gitti Ali Sami, Asım tevfik ve Emin Bülend Beyler.
“Vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı”yla “turuncudan iz taşıyan tok bir sarı” bu dükkânda saptandı. Ali Sami Yen daha sonra bu iki rengin parlaklığını, bir saka kuşunun başıyla kanadının yarattığı renk güzelliğiyle tanımladı.
Fazla zaman yoktu. 6 Aralık 1908 tarihinde HMS Barham maçına çıkacaktı Galatasaray. Bundan sonrasını Ruşen Eşref Ünaydın’dan dinleyelim:
“O pazara hemen yeni gömlekleri yetiştirmek gerekiyordu. Bunlardan çoğunun bir gecede diktirilmesi işini Ali Sami Yen ve Asım Tevfik Sonumut üzerlerine aldılar. Biliyorum ki gömleklerden epeyicesini Ali Sami o gece kız kardeşlerine diktirdi. Bir kısmını da yarına kadar muhakkak yetiştirmeye söz verebilecek arkadaşlara dağıttılar. Kumaş pay edilenlerden olarak dört gömlek yetiştirilmesi işi de bana verilmişti.”
Görüldüğü gibi sarı-kırmızı formanın dikiminde birçok kişi çalışmıştı. Anneler, anneanneler, ablalar, kızkardeşler, teyzeler. Bunlar arasında Ruşen Eşref Ünaydın’ın anneannesi ve büyük teyzesi (yukarıdaki fotoğraftaki Reşat Nuri Güntekin’in annesi) de vardı. Böylece bir not düşmüş olalım tarihe, o tarihte, orada olan Ruşen Eşref Ünaydın’ın aktarımı ve şahitliğiyle. Sanırız formaları kimin diktiğine ilişkin gerçeği yansıtmayan söylentilere bir son verilmiş olur.
Burada bitmemeli bu öykü. Çünkü söylecek bir söz daha var. Özellikle de 6 Kasım 1908’de ilk kez sarı kırmızı formayla sahaya çıkan Galatasaray’ın elde ettiği sonucu merak edenler daha bir kulak kabartmalı bu söze.
Sanılanın ve umulanın aksine Galatasaray 2-0 kazanmadı o maçı. Yenildi. 3-1 Barham’ın galibiyetiyle bitti o maç. Ama Galatasaray bu başarısız sonucun üzerine müthiş başarılı bir tarih inşa etmeyi yine de başardı. Hem de sarı kırmızı formayla katıldığı ilk Konstantinopolis Futbol Ligi’nde şampiyon olarak.